
* Ya evlat bir, ya ocak kör.
* Ya işten artar, ya dişten.
* Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
* Yabancı koyun kenara yatar.
* Yabancı koyun kenarda yatar.
* Yakın dost hayırsız hısımdan yeğdir.
* Yalancı kim? İşittiğini söyleyen.
* Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış.
* Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
* Yalancıyı kaçtığı yere kadar kovalamalı.
* Yalanın kemiği yok ki boğazına bata.
* Yalnız kalanı kurt yer.
* Yalnız taş, duvar olmaz.
* Yalnız öküz, çifte koşulmaz.
* Yalnızlık, Allah’a mahsustur.
* Yalnızlık Hakk’a mahsustur.
* Yaman komşu, yaman avrat, yaman at; birinden göç, birin boşa, birin sat.
* Yanlış da bir nakış.
* Yanlış hesap Bağdat’tan döner.
* Yanmış harmanın öşrü alınmaz.
* Yanık yerin otu tez biter.
* Yaprağa yapış, atlas olsun; toprağa yapış, altın olsun.
* Yapı taşı, yapıdan kalmaz.
* Yar, yıkıldığı gün tozar.
* Yara, sıcakken sarılır.
* Yarım elma, gönül alma.
* Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder.
* Yarına kalan davadan korkma.
* Yatan öküze yem yok.
* Yatan ölmez, eceli yeten ölür.
* Yatsının faziletini güveyden sormalı.
* Yavaş atın çiftesi pek olur.
* Yavaş tükürüğün sakala zararı var.
* Yavuz at yemini artırır.
* Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.
* Yaz yalan, kış gerçek.
* Yaz yaz gerek, kış kış.
* Yaza çıkardık danayı, beğenmez oldu anayı.
* Yazın araması, kışın taraması olmasa herkes besler mandayı.
* Yazın gölge hoş, kışın çuval boş.
* Yazın gölge kovan, kışın karın ovar.
* Yazın harmana sıçan öküzün kışın yemlikte ağzına gelir.
* Yazın yanmayan kışın ısınmaz.
* Yağ ile yavşan, sirke ile tavşan.
* Yağ yiyen köpek tüyünden belli olur.
* Yağmur olsa kimsenin tarlasına yağmaz.
* Yağmur yağsa kış değil mi? Kişi halini bilse hoş değil mi?.
* Yağmur yağsa kış olur.
* Yağmur yağsın da varsın kerpiççi ağlasın.
* Yağmurda düşmanın koyunu, dostun atı satılsın.
* Yağına kıymayan çöreğini yoz yer.
* Yaş kesen, baş keser.
* Yaş yetmiş, iş bitmiş.
* Yaşa yaşa, gör temaşa.
* Yaşı at pazarında sorarlar.
* Yel gelen deliği kapamalı.
* Yel kayadan ne koparır.
* Yemeyenin malını yerler.
* Yemeğin iyisi hazırıdır.
* Yenenle yanana ne dayanır!.
* Yengece niçin yan yan gidersin? demişler; serde kabadayılık var.
* Yenice eleğim, seni nerelere asayım?.
* Yenliceği yel atmış, ****** diken batmış.
* Yerdeki yüze basılmaz.
* Yerdiğin oğlan yer tutar.
* Yerin kulağı var.
* Yerinden oynayan yetmiş kazaya uğrar; en küçüğü ölüm.
* Yerine düşmeyen gelin yerine yerine, boyuna düşmeyen esvap sürüne sürüne eskir.
* Yerini bilmeyen, yılda bir kat urba eskitir.
* Yetişemediğin köyün alt tarafında yat.
* Yeğniyi yel alır, ağır yerinde kalır.
* Yigit başından devlet ırak değildir.
* Yiyen bilmez, doğrayan bilir.
* Yiğidin malı meydandadır.
* Yiğidin sözü, demirin kertiği.
* Yiğidin yiğide ekmeği ödünç, kötüye sadaka.
* Yiğit bin yaşar, fırsat bir düşer.
* Yiğit ekmeğiyle yiğit beslenir.
* Yiğit lakabıyla anılır.
* Yiğit meydanda belli olur.
* Yiğit yarasına yiğit katlanır.
* Yiğit yiğide at bağışlar.
* Yok büyümez, arık büyür.
* Yoksul ala ata binse, selam almaz.
* Yoktan yonga çıkmaz.
* Yol bilen kervana katılmaz.
* Yol sormakla bulunur.
* Yol yürümekle, borç ödemekle.
* Yola yoğurt dökmüş var mı?.
* Yolcu yolunda gerek.
* Yoldan giden yorulmaz.
* Yoldan kal, yoldaştan kalma.
* Yolundan giden yorulmaz.
* Yorgun eşeğin çüş canına minnet.
* Yoğun canı alınmaz.
* Yularsız ata binilmez.
* Yularsız deve yedilmez.
* Yumurtada kıl bitmez.
* Yumurtadan çıkan yine yumurta çıkarır.
* Yumurtlayan tavuk bağırgan olur.
* Yurdun otlusundan kutlusu yeğdir.
* Yuvayı yapan dişi kuştur.
* Yuyucunun hakkı eline geçsin de ölü ister cennete gitsin ister cehenneme.
* Yük altında ancak eşek kalır.
* Yük altında eşek anırmaz.
* Yük altında eşek kalır.
* Yüksek dağın başı dumanlı olur.
* Yürük ata kamçı olmaz.
* Yürük ata paha olmaz.
* Yüz verdik Ali’ye geldi sıçtı halıya.
* Yüz verme arsız olur, az verme hırsız olur.
* Yüz yüzden utanır.
* Yüzü güzel olanın huyu güzel olur.
* Yüzü güzele kırk günde doyulur; huyu güzele kırk yılda doyulmaz.
* Yıl uğursuzun.
* Yılan ne kadar eğri gitse deliğine doğru girer.
* Yılan sokan uyumuş, aç kalan uyumamış.
* Yılana yumuşak diye el sunma.
* Yılanın başı küçükken ezilir.
* Yılanın sevmediği ot, deliğinin ağzında biter.
|