
* Kabahat da gizli olmalı,ibadet de.
* Kabahat samur kürk olsa kimse sırtına almaz.
* Kabahat öldürende değil, ölendedir.
* Kabahat ölende değil,öldürendedir.
* Kabahat ipliği eğirende değil, ip ile çıkrıkta (Resul Tosun):
* Kabiliyetli çırak ustayı geçer Bunun ustası falancadır.
* Kabul olunmayacak duaya amin denmez.
* Kaçan yağmur yağsa, kış günü (Fatmana Dağdaş):Yazın bile yağmur yağınca kış gelmiş gibi olur.
* Kadın gavurdur, müslüman anasıdır (Halil Ay, 1949’lu, Ağustos 1985)!
* Kader olmayınca kadir bilinmez.
* Kadı anlatana göre fetva verir.
* Kadı anlatışa göre fetva verir.
* Kadı ekmeğini karınca yemez.
* Kadın kocasını isterse vezir, isterse rezil eder.
* Kadın kocasının çarığı, anasının sarığıdır.
* Kadının fendi erkeği yendi.
* Kadının sofusu, şeytanın maskarası.
* Kadının şamdanı altın olsa mumu dikecek erkektir.
* Kadıyla mı iyisin, kapıyla mı? Kapıyla.
* Kadın kısmına sır verilmez (F. Dağdaş, Eylül 1985)!
* Kalaylı bakır küflenmez.
* Kalbin yolu mideden geçer.
* Kaldın mı oğul eline, müdara eyle geline.
* Kalendere kış geliyor demişler, titremeye hazırım diye cevap vermiş.
* Kalkacağın yere oturma.
* Kalp kazanır, kaltaban gönenir.
* Kalın incelene kadar ince üzülür.
* Kalıp kıyafetle adam adam olmaz.
* Kan, kanla yunmaz.
* Kan kus, kızılcık şerbeti içtim de.
* Kanaat gibi devlet olmaz.
* Kanatsız kuş uçmaz.
* Kancık yalanmadan erkek dolanmaz.
* Kanı kanla yumazlar, kanı su ile yurlar.
* Kapıya yüklenene, kapı açılır (F. Dağdaş, 12.1979):Israrcı olan, sonunda isteğini elde eder.
* Kapıyı kırarsan odun çok olur.
* Kar, zararın kardeşidir.
* Kar erir, bok ayaza çıkar.
* Kar kuytuda, para pintide eğleşir.
* Kar ne kadar çok yağsa yaza kalmaz.
* Kar susuzluk kandırmaz.
* Kar yağdığı gün tozar.
* Kar yılı var yılı.
* Kara gün kararıp kalmaz.
* Kara haber tez duyulur.
* Karakışta karlar, martta yağmaz, nisanda durmazsa değme çiftçinin keyfine.
* Karaya sabun, deliye öğüt neylesin.
* Kâr eşekte, söz uşakta (24.09.2007)!…
* Kâr eşekte, söz uşakta (Bartın’lı birinden naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)!
* Kar mı soğuk, söz mü soğuk (F. Dağdaş, 8.4.2000)?:Çirkin sözün getireceği menfilik anlatılmak istenmektedir. Sözün çirkini, hamı daha soğuktur. Çünkü kar eriyiverir de ılıyıverir. Söz öyle değil… Kar mı soğuk, söz mü soğuk demiş!.. Sözlerini beğenmiyorum teyzengilin!
* Kar, yağdığı gün tozar: Tam zamanında yapılan eğlence, harcama v.b. hususlarda işin gereği yapılması gerekli hallerde söylenir. Düğünde, halka verilecek ikramlarda pek masraftan kaçınma, her zaman değil anlamında.
* Kara çadırın dışı da bizim, içi de bizim (F. Dağdaş, 18.08.2002). Akrabanın karşılaştığı dert, tasa bizi de ilgilendirir anlamında.
* Kara gün kararıp kalsa, ağlayanlar gülmez imiş (Fatmana Dağdaş): İşimiz eninde sonunda yoluna girer, üzülme anlamında.
* Kardeş varlığı, koca darlığı severmiş (Fatmana Dağdaş, Eylül 1983):
* Kareçi kızından hatun olmaz, olsa da dilenmeden doymaz (Dr. Sadeddin Açar, 1956’lı, Urfa-Birecik’li, 14.11.2007)!
* Kargaya b.kun şifa demişler. Gitmiş denizin ortasına s.çmış (Sadık Şimşek, 1962’li, 7.1.2005, Ankara-Çubuk-Geldibuldu köyünden):
* Karı doğurduğu kızı beğenmez! Çulhacı dokuduğu bezi!.. (F. Dağdaş).
* Karı kayınına, para koynuna…. (F. Dağdaş, Eylül 1983)!: Hanım sadece erkek kardeşinde, para da kişinin en güvenli yeri olan göğsünde tam güvende olur anlamında.
* Karın doyurmaz, kasık kaldırmaz (Fatmana Dağdaş): Gıdalı yemek yemeyince söylenir.
* Karının dolaşığı, akşamdan kor bulaşığı (F. Dağdaş, Dodurgalar)! “Avradın dolaşığı, akşamdan sabaha kor bulaşığı” (Fatma Uğur, 1972′li, Akseki-Kuyucak’lı, 6.9.2007)! atasözü ile aynı anlamda…
* Karının dolaşığı, sabaha kor bulaşığı…
* Karının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin! (1958 doğumlu ve İskilip’li Yaşar Sönmez’den naklen Said Dağdaş, 6.12.2001).
* Karısı güzel olanla, toprağı güzel olanı rahat bırakmazlar! (8 Şubat 2007, Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu).
* Karıya sır verme, kındırayla tög silme (F. Dağdaş, Eylül 1983)!:
* Karlı Pazar, kârlı pazar (Cemal Dağdaş’dan naklen F. Dağdaş, 01.1980; 29.11.2000)!: Çarık imalatı ve satışı ile uğraşanların bol alışveriş yaptıkları mevsimi tarif etmek için kullanılırmış. Alış-veriş yoğunluğu halkın ihtiyacının belirginleştiği zamanlarda artar.
* Kasap sevdiği deriyi yerden yere vururmuş! “Kasap sevdiği deriyi yere yatırırmış!” atasözü ile aynı anlamda.
* Kasap sevdiği deriyi yere yatırırmış (9 Haziran 2008, Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)!:
* Kaşıklıktan kaşık düşmeyle beraberdir… Karıdan çocuk eksilmez! (Gülizar Baz, 1999): Taze çocuğu ölen hanıma teselli vermek için söylenen teselli sözü. Hanımdan çocuk eksilmez anlamında…
* Kaz kaz ile, kız kız ile, kel tavuk kel horoz ile (Fatmana Dağdaş): Herkes, herşey dengi ile…
* Kazan yanına varma, karası bulaşır (Demirdal, 1968, s. 56 ! İsparta-Uluborlu.
* Kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur (Celil Yaman, 12.09.2007)! Kaybedilen mal, kıymete biner anlamındadır. “Ölen inek sütlü olur!„ atasözü ile aynı anlamda.
* Kelin, köre olacak sözü olmaz (F. Dağdaş, Aralık 1979)!
Kem alat ile kemalat olmaz (Talat Memiş): Alet işler el övünür atasözü ile benzer anlamda (Talat Memiş, Ilgaz, Ödemiş köyü, Orman Müh., Şubat 2006).
* Kemanenin sesi sabaha karşı çıkar (F. Dağdaş, 8.4.2000)!
* Kendi devesini güden, yorulmaz (Denizli-Dodurgalı’lı Mehmed Baz (1929 doğumlu), 12.07.200 !: Kendi işinde çalışmak, insana zevk verir anlamında…
* Kepenek altında er yatar! Keçe altında er yatar! (Şakir Kara, 1960 doğumlu, 2001, Ankara-Bala-Yeniyapan, Şeyhli) atasözünün yöremizde kullanılan şeklidir.
* Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner (Milli Gazete, 1999). Bugün böyle kalmaz, ümitli ol anlamında.
* Kesiyor ama, ses çıkarmıyor (Çravz da ar eģzguncbá) (Mine Özdoğan, 1985’li, Borçka-Camili (Macaheli), 24 Mayıs 2006)! Daha çok gizli iş çevirip başkalarına belli etmemeye çalışan kişiler için kullanılır. Dıştan bakınca aslında bilinen, daha çok gençlerin gizli sevilerini dile getirmekte de kullanılır.
* Keyfin pahası olmaz (A. Gülsoy’dan naklen Y. Gülsoy, 4.6.2007)! 1932’de rahmetli olan Kastamonu’lu Ali Gülsoy’dan naklen.
* Kıl beşi, gör işi (Hacı Üveyiszade’den naklen Mustafa Kurucu)… Namazı asla ihmal etme! Anlamında uyarı.
* Kına günü (gecesi) edük aranmaz (20.7.2008, 1981’li Birdal Yaman’dan naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)! “Şimdi bunun sırası mı”? anlamında zamansız iş yapılmayacağını vurgulayan bir atasözü. Not: “edük” ayakkabı anlamındadır.
* Kır atın yanında duran, ya huyundan ya tüyünden (Fatmana Dağdaş): “Üzüm üzüme baka baka kararır” atasözü ile eş anlamlı.
* Kısmetsiz köpek, kurban bayramı günü sılaya gidermiş (1959’lu Fikri Kaya’dan naklen Said Dağdaş, 27.10.200 !
* Kız anadan öğrenir çeyiz düzmeyi, oğlan babadan öğrenir oba gezmeyi (F. Dağdaş)! Bu atasözü “Oğlan babasından öğrenir yazı yazmayı, kız anasından öğrenir sokak gezmeyi.”şeklinde de söylenir.
* Kız anasından gördüğü sofrayı serermiş! 7.10.2003’de H. Erdal (Kırıkkale, Delice)’dan İstanbul’da alınmıştır..
* Kız anasından görür sofra düzmeyi, oğlan babasından görür sohbet gezmeyi (Şahin Irmalı, 1965’li, Çankırı-Çerkeş’li, 6.2.200 ! “Kız anadan öğrenir çeyiz düzmeyi, oğlan babadan öğrenir oba gezmeyi (F. Dağdaş, Dodurgalar)” atasözü ile benzerdir.
* Kız bibiye, oğlan dayıya gelir (Dr. Sadeddin Açar, 1956’lı, Urfa-Birecik’li, 14.11.2007)!
* Kız kareçi , hatun olmaz! (Fatih Yıldız, 1971’li, Mardin’li, 30.1.2006) “Çingene kız, hatun olmaz!“ (Fatih Yıldız, 1971’li, Mardin’li).
* Kız kıskıda (gısguda), gelin baskıda (1.6.2007, 1950’li Ayşe Yaman’dan naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)! Kıskı kelimesi mengene anlamındadır. Kızın gözetlenmesi, gelinin de üzerinde biraz baskı yapılması gerekir anlamında…
* Kızı kızıka görme gelinike gör, gelinike görme, beşik ardında gör ! (Kızı kız iken görme gelin iken gör, gelin iken görme, beşik ardında gör !) Sorumluluk sahibi olunca sağlıklı değerlendirme yapılabilir anlamında (1972 doğumlu, Akseki-Kuyucak’lı Fatma Duru’dan naklen S.Dağdaş, 30.08.200 .
* Kızı kızken görme, gelin olunca gör!
Gelin olunca görme, doğum yapınca gör (18.5.2007, 1950’li Ayşe Yaman’dan naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)! Kızıın niteliklerini hemen değil, gelin olduktan sonra değerlendir. O da yetmez, doğum yapıp ana olunca yapılan değerlendirme çok daha sağlıklıdır anlamında…
* Kızı olanın dili olmaz (Memleketimiz Acıpayam’ın komşusu olan, aynı kültürü paylaşan Burdur-Gölhisar civarından)!
* Kızın hısımı bucak kayası, oğlanın hısımı kapı sövesi (F. Dağdaş, 09.1983)!
* Kızlar saçından, oğlanlar traşından belli olur (F. Dağdaş, 9.2.2000): “Ekmek bezeden, kız teyzeden belli olur’’ atasözü ile (Tan, 1985, s. 52) benzer anlamdadır.
* Kimse yoğurdum (ayranım) ekşi demez: Kimse kendini haksız çıkarmaz.
* Kimseden havf eylemez, Allah’ dan havf eylemeyen (İzzet Molla): Hicret Takvimi, (9 Nisan 1999).
* Kişi, giyimiyle karşılanır, konuşmasıyla uğurlanır (M. Baz, 9.2.2000): Giyim ve konuşmasının içeriği ile insanlar değerlendirilir anlamnında.
* Kocaya varması var ama, koca koca entari yümesi de var (F. Dağdaş, 08.1983)!
* Koçluk kuzu salda belli olur (Hakkı Yılmaz’dan (Ö.T.: 1999, 97 yaşında rahmetli olmuş.), Alican Yılmaz, Kırşehir-Mucur, 31.05.2002): ”Olacak oğlan bokundan belli olur!” sözü ile eş anlamlı…
* Koçyiğit, bağ beller (M. Baz, 10.4.1994)! Herkes elinden gelen işi yapar.
* Komşu kızı çapaklı olur, çapağını silebilen alır (F. Dağdaş, Eylül 1983)!
* Komşu komşudan mal aparar irs aparar(yetişer, kalar)“ (Tebrizli Orman Mühendisi S. Kusekenani, 1999): Komşu komşuya mirasçı olacak kadar yakındır” anlamında.
* Konuşursan mert oğlu mertle konuş, ne ararsın Kürt oğlu Kürtle demiş (F. Dağdaş, Aralık 1984)! Dostunu, arkadaşını iyi, sana yararı olacak insanlardan seç anlamında…
* Kork, Allah’dan korkmayandan (F. Dağdaş): Allah’dan korkmayandan korkulur.
* Koyunu güden, kurda kavuşur (Güllü Dağdaş, 10.1.2000)!
* Köpeği öldürmesi var ama (emme), sahibinin hatırı var (Denizli-Dodurgalı’lı Mehmed Baz (1929 doğumlu), 12.07.200 !:
* Köpeğin götünden iyi ossuruk (osuruk) çıkmaz ! (M. Baz, 22.08.02):
* Köpeğin iyisi leşin başında belli olur (F. Dağdaş, Mart 1980)!
* Köpek neyleyecek takkeyi, tingilderken düşürür (M. Baz, 22.08.02):
* Kör alıcının, kör satıcısı olur (F. Dağdaş, Aralık 1979)! Denklik vurgusu için, evlenmede denklik konusunda kullanılır.
* Kör Allah’a nasıl bakarsa, Allah da ona öyle bakar (Hamid Erdal, 20.09.2001, Delice, Kırıkkkale, 1964 doğumlu). Allah’dan korkmayandan korkulur.
* Körler memleketinde şaşılar padişah olur : (Bölge ağzı, Ufuk Takvimi, 14.12.2001):
* Köşe taşı köşede yakışır (Bölge ağzı, Ufuk Takvimi, 14.12.2001):
* Köy boncuğu köye takılmaz! Öz memleketinde çalışılması uygun değildir anlamında (Ayşe Yaman’dan Celil Yaman, 18.08.2005, Bartın-Ulus).
* Kul bunalmayınca Hızır erişmez: (Fatmana Dağdaş) Her zorluktan sonra bir kolaylık vardır anlamında.
* Kul görüneni yese, acından ölürmüş (F. Dağdaş, Aralık 1980)! Rızık Allah’dandır! cümlesi ile benzer anlamda kullanılmaktadır.
* Kuma gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş (24.11.2006, 1953’lü Menekşe DANYILDIZ (Kızılcahamam-* Kahyalar köyü)’dan naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)!
* Kurt, dumanlı günü sever (F. Dağdaş, Mayıs 1980)!
* Kuş, kuşun yamacında öter (Kayseri-Develi’li, 1941’li Mustafa Kılıç’dan naklen S. Dağdaş, 11.02.200 ! Herkes dengi ile iletişim, dostluk kurar anlamında. “Davul, dengi dengine vurur!” atasözüne yakın anlamda düşünülebilir.
* Kuvvet öküzde olur (Mehmed Baz):
* Kürt yer, çarığına bakar (Esra Ersoylu’dan naklen, 10.07.2007, Kars-Sarıkamış)! “Kişi, işinin bittiğine bakar” anlamında…
* Kürt yiyince, gözü çarığına düşermiş (4.03.2008, Kırıkkale-Bahşılı’dan Faruk Tezel)! “Kişi, işinin bittiğine bakar” anlamında…
* Kardeş kardeşin ne öldüğünü ister; ne onduğunu.
* Kardeşim ağa, avradı hatın, almaz beni kulluğa satın.
* Kardeşim olsun da kanlım olsun.
* Karga dermiş ki: Çocuklarım olalı burnumu göme göme bok yiyemedim.
* Karga kekliği taklit edeyim derken kendi yürüyüşünü şaşırmış.
* Karga mandayı babası hayrına bitlemez.
* Karga yavrusuna bakmış, benim ak pak evladım demiş.
* Karga şakırdamış bülbülüm sanmış.
* Karpuz kabuğunu görmeden denize girme.
* Karpuz kabuğuyla büyüyen eşeğin ölümü sudan olur.
* Karpuz kesmekle bararet sönmez.
* Karpuz kökeninde büyür.
* Kartala bir ok değmiş, yine kendi yeleğinden.
* Kartalın beğenmediğini kargalar kapışır.
* Karıkoca bir sözle yakın, bir sözle uzaktır.
* Karın tok it gölgede yatar.
* Karınca kanatlanınca serçe oldum sanır.
* Karıncadan ibret al, yazdan kışı karşılar.
* Karıncazevali gelince kanatlanır.
* Kasap, yağı bol olunca gerisini yağlar.
* Kasavetsiz ağız anahtarsız açılır.
* Kasım yüz elli, yaz belli.
* Kasımdan on gün evvel ek, on gün sonra ekme.
* Katrandan olmaz şeker, olsa da cinsine çeker.
* Katıra baban kim? demişler, dayım at demiş.
* Kavak, yaprağını tepeden dökerse kış çok olur.
* Kavak uzaya uzaya göğe yetmez.
* Kavanoz dipli dünya.
* Kavgada kılıç ödünç verilmez.
* Kavun, karpuz yata yata büyür.
* Kavurganın yananı sıçrar.
* Kaya uçmazsa dere dolmaz.
* Kaymağı seven mandayı yanında taşır.
* Kaynana pamuk ipliği olup raftan düşse gelinin başını yarar.
* Kaynana öcü, oğlu cici.
* Kaynayan kazan kapak tutmaz.
* Kayış bilir kutan ne çeker.
* Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.
* Kaz kazla, daz dazla, kel tavuk kelhorozla.
* Kaza geliyorum demez.
* Kazan kazana kara demiş.
* Kazan taşarsa kepçenin değeri olmaz.
* Kazanmayanın kazanı kaynamaz.
* Kazanırsan dost kazan, düşmanı anan da doğurur.
* Kazaya rıza gerek.
* Kazma elin kuyusunu, kazarlar kuyunu.
* Kaçan balık büyük olur.
* Kaçanı kovmazlar , yıkılanı vurmazlar.
* Kaçanın anası ağlamamış.
* Kaş ile göz, gerisi söz.
* Kaş çatmakla çatık kaşık olunmaz.
* Kaşığı herkes yapar ama sapını ortaya getiremez.
* Kedi, yavrusunu yerken sıçana benzetir.
* Kedi ****** görmüş, yaram var demiş.
* Kedi törpüyü yalar da kanlar çıktıkça oh der.
* Kedi uzanamadığı ciğere, pis der.
* Kedinin boynuna ciğer asılmaz.
* Kedinin gideceği samanlığa kadar.
* Kedinin kabahatini önüne koyarlar, öyle döverler.
* Kedinin kanadı olsaydı serçenin adı kalmazdı.
* Kedinin usluluğu sıçan görünceye kadar.
* Kediye bokun kimya demişler, üstünü örtmüş.
* Kediyi sıkıştırırsan üstüne atılır.
* Kefen alacak adam gözünün yaşından belli olur.
* Kefenin cebi yok.
* Kefilin ya saçı, ya sakalı.
* Kehlesi muteber olur, talihi yaver gidenin.
* Kel kız teyzesinin saçıyla övünür.
* Kel yanında kabak anılmaz.
* Kel ölür, sırma saçlı olur; kör ölür, badem gözlü olur.
* Kele köseden yardım olmaz.
* Kelin ayıbını takke örter.
* Kelin ilacı olsa başına sürer.
* Kelle sağ olsun da külah bulunur.
* Kem söz, kalp akça sahibinindir.
* Kemikle deri, yemekle diri.
* Kenarın dilberi nazik de olsa nazenin olmaz.
* Kendi düşen ağlamaz.
* Kepenek altında er yatar.
* Kes parmağını çık pazara, em buyuran çok olur.
* Keseye danış, pazarlığa sonra giriş.
* Kesilen baş yerine konmaz.
* Keskin akıl keramete kıç attırır.
* Keskin sirke kabına zarar.
* Keçi geberse de kuyruğunu indirmez.
* Keçi kurttan kurtulsa gergedan olur.
* Keçi nereye çıkarsa oğlağı da oraya çıkar.
* Keçide de sakal var.
* Keçinin sumağa ettiğini sumak keçiye edecek.
* Keçiye can kaygısı, kasaba et kaygısı.
* Keçiye can kaygısı, kasaba yağ kaygısı.
* Keçiye içki içirmişler kurdun evini sormuş.
* Kısmetsiz köpek, kurban bayramı günü sılaya gidermiş (1959’lu Fikri Kaya’dan naklen Said Dağdaş, 27.10.200 !
* Kızı olanın dili olmaz (Memleketimiz Acıpayam’ın komşusu olan, aynı kültürü paylaşan Burdur-Gölhisar civarından, Said Dağdaş)!
* Kızım sana söylüyorum. Gelinim sen dinle.
* Kimi köprü bulamaz geçmeye, kimi su bulamaz içmeye.
* Kiminin devesi , kiminin duası.
* Kimse ayranım ekşi demez.
* Kimse bilmez, kim kazana kim yiye.
* Kimse kendi memleketinde peygamber olmaz.
* Kimse kimsenin kısmetini yemez.
* Kimse kimsenin çukurunu doldurmaz.
* Kimseden kimseye hayır yok.
* Kimsenin ahı kimsede kalmaz.
* Kimsenin çırası tana kadar yanmaz.
* Kimseye arşınına göre bez vermezler.
* Kiraz dut yetişmese beni yiyenin boynunu sapıma döndürürüm demiş.
* Kişi arkadaşından bellidir.
* Kişi ne yaparsa kendine yapar.
* Kişi refikinden azar.
* Kişinin kendine ettiğini kimse edemez.
* Kişiyi vezir eden de karısı, rezil eden de.
* Klavuzu karga olanın burnu boktan kalkmaz.
* Kocana göre bağla başını, harcına göre pişir aşını.
* Kocanın kabı ikiyse birini kır.
* Komşu boncuğunu çalan gece takınır.
* Komşu ekmeği komşuya borçtur.
* Komşu hakkı, Tanrı hakkı.
* Komşu iti komşuya ürümez.
* Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
* Komşu kızı almak, kalaylı kaptan su içmek gibidir.
* Komşuda pişer, bize de düşer.
* Komşun kör ise senkıpabak.
* Komşunu iki inekli iste ki kendin bir inekli olasın.
* Komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür.
* Konur eşek çayırını almaz.
* Kork Allah’tan korkmayandan.
* Korkak bezirgan ne kar eder ne ziyan.
* Korkulu rüya görmektense uyanık yatmak hayırlıdır.
* Korkunun ecele faydası yoktur.
* Koy avucuma, koyayım avucuna.
* Koyma akıl, akıl olmaz ,.
* Koyun can derdinde, kasap et derdinde.
* Koyunu yüze yetir, el onu bine yetirir.
* Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler.
* Koyunun götü bir gün açıksa keçininki her gün açık.
* Koyunun kuyruğu var örter.
* Koyunun melediğini kuzu melemez.
* Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler.
* Koç koyundan seçkel gerek.
* Koça boynuzu yük değil.
* Kuduz ölür ama daladığı da ölür.
* Kul azmayınca Hak yazmaz.
* Kul kullanan, bir gözünü kör, bir kulağını sağır etmeli.
* Kul kusursuz olmaz.
* Kul sıkılmayınca Hızır yetişmez.
* Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez.
* Kul teftişte, gözelim Mevla ne işte.
* Kurban etiyle köpek tavlanmaz.
* Kurcalama sivilceyi, çıban edersin.
* Kurcalama sivilceyi çıban edersin.
* Kurda neden boynun kalın? demişler, işimi kendim görürüm de ondan demiş.
* Kurdun adı yaman çıkmış, tilki vardır baş keser.
* Kurnaz hırsız ev sahibini bastırır.
* Kurt dumanlı havayı sever.
* Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur.
* Kurt komşusunu yemez.
* Kurt köyünü değiştirir, huyunu değiştirmez.
* Kurtla görüşürsen köpeğini yanından ayırma.
* Kurtla koyun, kılıçla oyun olmaz.
* Kurtla ortak olan tilkinin hissesi, ya tırnaktır, ya bağırsak.
* Kuru bok göte yapışmaz.
* Kuru gayret, çarık eskitir.
* Kuru laf karın doyurmaz.
* Kurunun yanında yaş da yanar.
* Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.
* Kusursuz güzel olmaz.
* Kutlu gün doğuşundan.
* Kutsuz kuşun yuvası doğan yanında olur.
* Kuzguna yavrusu şahin görünür.
* Kuzusuna kıymayan kebap yiyemez.
* Kuş darıdan kaçar mı?.
* Kuş kanadına kira istemez.
* Kuş var eti yenir, kuş var et yedirilir.
* Kuşa kafes lazım, boruya nefes.
* Kuşkulu uyku evin bekçisidir.
* Kuşu kuşla avlarlar.
* Köleden ağa olan minareyi sesiyle yıkar.
* Köpek bile yal yediği kaba pislemez.
* Köpek ekmek veren kapıyı tanır.
* Köpek sahibini ısırmaz.
* Köpek suya düşmeyince yüzmeyi öğrenmez.
* Köpek sürünmekle etek kesilmez.
* Köpeksiz sürüye kurt girer.
* Köpeğe gem vurma, kendisini at sanır.
* Köpeği dövmeli ama, sahibinden utanmalı.
* Köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı derler.
* Kör Allah’a nasıl bakarsa Allah da köre öyle bakar.
* Kör bıçak ele , iş bilmeyen avrat dile.
* Kör görmez, sezer.
* Kör pazara varmasın, pazar körsüz kalmasın.
* Körden gözlü, topaldan ayaklı, deliden deli.
* Köre elvandan bahsolunmaz.
* Köre şimdi gece demişler; ne zaman gündüzdü demiş.
* Körle yatan şaşı kalkar.
* Körler memleketinde şaşılar padişah olur.
* Körün istediği bir göz, ikiolursa ne söz.
* Körün istediği bir göz Allah verdi iki göz.
* Körün istediği iki göz, biri ela biri boz.
* Köseyle alay edenin top sakalı kara gerek.
* Kötü komşu insanı hacet sahibi eder.
* Kötü söyleme eşine, ağı katar aşına.
* Kötürümden aksak, hiç yoktan torlak yeğdir.
* Köyden köye it ürümez.
* Köylü, misafir kabul etmeyiz demez, konacak konak yoktur der.
* Köylü birbirine düşmezse Osmanlı mıkla yiyemez.
* Köylünün kahve cezvesi karaca amma sürece.
* Köşe taşı köşede yakışır.
* Küheylan at, çul içinde de bellidir.
* Külhancının beyliği hamamcılık demişler.
* Küpe küp deyince küp adama düp der.
* Kürdün yağı çok olunca, hem yer, hem yüzüne sürer.
* Kürk ile börk ile adam olunmaz.
* Kürkçünün kürkü olmaz, börkçünün börkü.
* Kıbleden geldi kışımız, Allah’a kaldı işimiz.
* Kılavuzu karga olanın burnu boktan çıkmaz.
* Kılıç kınını kesmez.
* Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan.
* Kırk gün taban eti, bir gün av eti.
* Kırk hırsız bir çıplağı soyamamış.
* Kırk serçeden bir kaz iyi.
* Kırk yılda bir ölet olur, eceli gelen ölür.
* Kırkından sonra azanı teneşir paklar.
* Kırkından sonra saza başlayan kıyamette çalar.
* Kırlangıcın zararını biberciden sor.
* Kırlangıç bir zararsız kuş; git Yemen iline danış.
* Kısa günün karı az olur.
* Kısmet gökten zembille inmez.
* Kısmet ise gelir Hint’ten, Yemen’den, kısmet değilse ne gelir elden?.
* Kısmetinde ne varsa kaşığında o çıkar.
* Kısmetsiz köpek, sabaha karşı uyuyakalır.
* Kız beşikte çeyiz sandıkta.
* Kız evi naz evi.
* Kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya varır , ya zurnacıya.
* Kızı kızken görme, gelinken gör; gelinken görme beşik ardında gör.
* Kızı kızıka görme gelinike gör, gelinike görme, beşik ardında gör ! (Kızı kız iken görme gelin iken gör, gelin iken görme, beşik ardında gör !) Sorumluluk sahibi olunca sağlıklı değerlendirme yapılabilir anlamında (1972 doğumlu, Akseki-Kuyucak’lı Fatma Duru’dan naklen S.Dağdaş, 30.08.200 .
* Kızın var, sızın var.
* Kızını dövmeyen dizini döver.
* Kış kış gerek, yaz yaz.
* Kış kışlığını, kuş kuşluğunu gösterir.
* Kabiliyetli çırak, ustadan usta olur.
* Kaçan balık büyük olur.
* Kaçan kızın bohçası küçük (hafif) olur.
* Kadı anlatana göre fetva verir.
* Kadının biri alâ, ikisi belâdır.
* Kâfirden hacı, elden bacı olmaz.
* Kakma el kapısını el ucuyla, yiterler kapını var (olanca) gücüyle.
* Kalem kılıçtan üstündür.
* Kanaat gibi devlet olmaz.
* Karamanın koyunu, sonra çıkar oyunu.
* Karga bülbülü taklit edeyim derken, ötmeyi unutmuş.
* Karınca kanatlanınca serçe oldum sanır.
* Karnının doymayacağı yere, açlığını bildirme.
* Kasap et derdinde koyun can derdinde.
* Kasap sevdiği postu yere vurur.
* Kaşıkla verip, sapıyla gözünü çıkartma.
* Katranı kaynatsan olur mu şeker, cinsi batasıca mutlaka cinsine çeker.
* Katrandan olmaz şeker; olsa da cinsine çeker.
* Kavakta nar olmaz, kötülerde ar olmaz.
* Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez.
* Kazma kuyuyu, kazarlar kuyunu.
* Keçinin canı “TEKE” isteyince, çobanın değneğine (sopasına) sürtünür.
* Kedi gidince fare bey olur.
* Kedi taç takınca kendini padişah sanarmış.
* Kedinin kanatları olsaydı, serçenin soyu tükenirdi.
* Kediye kanat takarsan gökte serçe bırakmaz.
* Kel yanında kabak anılmaz.
* Kem alat ile kemalat olmaz (Talat Memiş): “Alet işler el övünür!” atasözü ile benzer anlamda (Talat Memiş’den naklen Said Dağdaş, Ilgaz, Ödemiş köyü, Orman Müh., Şubat 2006).
* Kenarına bak bezini al, anasına bak kızını al.
* Kendi devesini güden, yorulmaz (Denizli-Dodurgalı Mehmed Baz (1929 doğumlu)’dan naklen Said Dağdaş, 12.07.200 !:Kendi işinde çalışmak, insana zevk verir anlamında…
* Kendi düşen ağlamaz.
* Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner.
* Kendi eden, kendi bulur.
* Keskin bıçak olmak için çok çekiç yemek gerek.
* Keskin sirke küpüne zarar verir.
* Kılıç kınını kesmez.
* Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan.
* Kırk hırsız bir çıplağı soyamaz.
* Kırk yıl ecel yağsa, eceli gelen ölür.
* Kız beşikte çeyiz sandıkta.
* Kızım sana diyorum, gelinim sen anla.
* Kızın kimi severse güveyin odur, oğlun kimi severse gelinin odur.
* Kızını dövmeyen dizini döver.
* Kimi bağ bozar, kimi bostan bozar.
* Kimi yer, kimi bakar. Kıyamet ondan kopar.
* Kişi refikinden azar.
* Kişiyi nasıl bilirsin, kendin gibi.
* Koca sağlığı, kardeş varlığı sever.
* Koçluk kuzu, salda belli olur (Hakkı Yılmaz’dan (Ö.T.: 1999, 97 yaşında rahmetli olmuş.) naklen Kırşehir-Mucur’lu Alican Yılmaz’dan naklen Said Dağdaş,31.05.2002): ”Olacak oğlan bokundan belli olur!” sözü ile eş anlamlı…
* Kol kırılır, yen içinde kalır.
* Komşu kızı çapaklı olur, çapağını silebilen alır (F.Dağdaş’dan naklen Said Dağdaş,Eylül,1983)!
* Komşu komşudan mal aparar(Tebrizli Orman Mühendisi S.Kusekenani’den naklen Said Dağdaş, 1999):
* Komşu komşudan irs aparar(yetişer, kalar)(Tebrizli Orman Mühendisi S.Kusekenani’den naklen Said Dağdaş, 1999)!: “Komşu komşuya mirasçı olacak kadar yakındır” anlamında.
* Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
* Komşuda pişer, bizede düşer.
* Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.
* Konuşursan mert oğlu mertle konuş, ne ararsın Kürt oğlu Kürtle demiş (Dodurgalı F. Dağdaş’dan naklen Said Dağdaş, Aralık 1984)!: Dostunu, arkadaşını iyi, sana yararı olacak insanlardan seç anlamında…
* Kork korkmazdan‚ utan utanmazdan.
* Koyunu güden, kurda kavuşur (Güllü Dağdaş, Dodurgalı, 10.1.2000)!
* Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman çelebi derler.
* Köpeği öldürmesi var ama (emme), sahibinin hatırı var (Denizli-Dodurgalı’lı Mehmed Baz (1929 doğumlu)’dan naklen Said Dağdaş, 12.07.200 !:
* Köpeğin götünden iyi ossuruk (osuruk) çıkmaz!(1929′lu M.Baz’dan naklen Said Dağdaş, 22.08.02)
* Köpeğin iyisi leşin başında belli olur (F. Dağdaş’dan naklen Said Dağdaş, Mart 1980)!
* Köpekle dalaşmaktansa, çalıyı dolanmak hayırlıdır.
* Köpeklerin duası kabul olsa gökten kemik yağar.
* Köpeksiz köy bulmuş, değneksiz dolaşıyor.
* Köpeksiz köyde değnekle gezilmez.
* Köprüyü gecene kadar, ayıya dayı de.
* Kör alıcının, kör satıcısı olur (F. Dağdaş’dan naklen Said Dağdaş, Aralık 1979)!: Denklik vurgusu için kullanılır.
* Kör alıcının kör satıcısı vardır.
* Kör Allah’a nasıl bakarsa, Allah da ona öyle bakar (Hamid Erdal’dan naklen Said Dağdaş, 20.09.2001, Delice, Kırıkkkale, 1964 doğumlu): Allah’dan korkmayandan korkulur.
* Körler sağırlar birbirini ağırlar.
* Kötü komşu insanı mal sahibi yapar.
* Kötü tarlanın verdiğini, yiğit kardeş vermez.
* Köy boncuğu köye takılmaz!: Öz memleketinde çalışılması uygun değildir anlamında (Ayşe Yaman’dan naklen Celil Yaman’dan naklen Said Dağdaş, 18.08.2005, Bartın-Ulus).
* Kul görüneni yese, acından ölürmüş (F. Dağdaş’dan naklen Said dağdaş, Aralık 1980)!: Rızık Allah’dandır! cümlesi ile benzer anlamda kullanılmaktadır.
* Kuma gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş (24.11.2006, 1953’lü Menekşe DANYILDIZ (Kızılcahamam-Kahyalar köyü)’dan naklen Bartın-Ulus’lu,1979’lu Celil Yaman’dan naklen Said Dağdaş)!
* Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur.
* Kurt kuzu kaptığı yeri dokuz defa yoklar.
* Kuru laf karın doyurmaz.
* Kurunun yanında yaş da yanar.
* Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.